Beta Space StudioBeta Space Studio logo

Yapay Zekanın 'Sohbet' Takıntısı Bitiyor: Gelecek 'Generative UI' ile Şekillenecek

Onat Vural
Onat Vural
4 dk okuma
Yapay Zekanın 'Sohbet' Takıntısı Bitiyor: Gelecek 'Generative UI' ile Şekillenecek

Kapak görseli: Gizem Akdağ

Son beş yılı bir "yapay zeka kasırgası" olarak tanımlasak abartmış olmayız. Her şey, Midjourney ve DALL-E gibi araçların hayal gücümüzü görsele dökmesiyle başladı. Hemen ardından, ilkel ama devrimci ChatGPT 3 ile tanıştık. O günden bugüne, GPT-3.5, GPT-4 ve sayısız rakibi (Claude, Grok vb.) ile yapay zeka, adeta ışık hızında bir evrim geçirdi.

Bugün geldiğimiz noktada yapay zeka hayatımızın her yerinde. Ancak bir sorun var: Yapay zeka denilince akla ezici bir çoğunlukla tek bir arayüz geliyor: Sohbet kutucuğu.

Her şey metin tabanlı (text-base) bir diyalog üzerine kurulu. Biz yazıyoruz, yapay zeka bize geri yazıyor. Bazen kısa, bazen uzun paragraflar... Bu bir devrimdi, evet. Ama artık bu modelin, bir sonraki aşamaya geçmesi gerekiyor.

Metin Okumaktan Yorulduk: Mevcut UX Problemi

Bence yapay zekanın şu anki en büyük problemi, kullanıcı deneyimi (UX) tarafında yaşanan bir tıkanıklık. Kullanıcılar bu kadar çok yazı okumak zorunda değiller. Bir soru soruyoruz ve karşılığında upuzun bir metin bloğu alıyoruz. Bilgiyi "sindirmek" için ekstra efor sarf etmemiz gerekiyor.

Oysa ki aradığımız cevap, belki basit bir karşılaştırma tablosuyla çok daha net anlatılabilirdi. Belki de süreç, adım adım görselleştirilmiş bir infografik ile daha anlaşılır olacaktı. Sadece metne dayalı bu "ping-pong" modeli, yapay zekanın potansiyelini kısıtlıyor ve kullanıcıyı yoruyor.

Generative UI Example

Çözüm: Generative UI (Üretken Kullanıcı Arayüzü)

Benim görüşüm, bu sorunun çözümünün Generative UI olduğudur. Yani, yapay zekanın kullanıcıyla olan diyaloğu sırasında, sadece metinle değil, anlık olarak ürettiği arayüz bileşenleriyle cevap vermesi.

Bu, yapay zekanın size metin yazmayı bırakması demek değil. Bu, konuşmanın en gerekli noktasında, metnin yerini çok daha verimli bir görsel bileşenin alması demek.

Biz de tam olarak bu vizyonla kendi web sitemizdeki AI Agent'ı tasarladık. Kullanıcı, chatbot'a "Hizmetleriniz neler?" diye sorduğunda, ona uzun bir paragraf dökmek yerine, tüm hizmetlerimizi gösteren görsel kartlar sunuyoruz. Kullanıcı bu kartlara tıklayarak bir pop-up pencerede detayları okuyabilir ve hatta oradaki "Call-to-Action" (CTA) butonuyla doğrudan aksiyona geçebilir (örn: "Demo Talep Et").

Bu, pasif bir "okuyucu" olan kullanıcıyı, aktif bir "katılımcı" haline getiriyor.

Pazarın Yeni Görevi: Liderleri Takip Etmek

Bu değişimin farkında olan ana LLM (Büyük Dil Modeli) sağlayıcıları da boş durmuyor. ChatGPT, Grok ve Claude, artık cevaplarında daha sık görsel, tablo ve hatta kod blokları üretmeye özen gösteriyor. Özellikle Perplexity gibi arama odaklı araçlar, web sonuçlarını getirirken ilgili görselleri şimşek hızında arayüze entegre ediyor.

Liderler yolu açtı. Şimdi görev, "AI uygulayıcısı" olan diğer şirketlerde. Bir havayolu şirketini ele alalım; bilet alımdan check-in'e, bagaj takibinden uçuş sonrası geri bildirime kadar tüm deneyimi, metin yığınları yerine akıcı bir Generative UI ile tasarlayabilmeli.

Veya bir yatırım şirketi... Yeni müşteri kazanım (onboarding) yolculuğunda AI agent'lar kullanarak, müşteriye sadece bilgi vermekle kalmamalı; aynı zamanda anlık olarak üretilen görsellerle, grafiklerle ve interaktif form alanlarıyla kullanıcıya kusursuz bir "form doldurma deneyimi" (form filling experience) yaşatabilmeli.

Generative UI Interface

Sonuç: Düşünmeyi Bırakıp, Harekete Geçme Zamanı

Yapay zeka devrimi metinle başlamış olabilir, ancak bu onun son durağı olamaz. Sadece metine dayalı sohbet arayüzlerinde ısrar etmek, bu teknolojinin potansiyeline ihanet etmektir. Bugün geldiğimiz noktada, yapay zekanın "sohbet" takıntısı, kullanıcı deneyiminin önündeki en büyük engele dönüşmüş durumda.

Kullanıcı deneyimi tasarımının en temel kuralı, kullanıcıyı yormamak, ona en az bilişsel yükü bindirmektir. Oysa mevcut sohbet modelleri tam tersini yapıyor: Bizden upuzun paragrafları okumamızı, bilgiyi ayıklamak için çaba sarf etmemizi ve bir sonraki adımı düşünmemizi bekliyor. Bu, verimsiz ve yorucu bir etkileşim modeli.

Benim savunduğum Generative UI ise bu denklemi tamamen değiştiriyor.

Bizler, soyut komutlar vermekten (yani, bir sohbet kutusuna yazı yazmaktan) çok daha fazlasını istiyoruz. Biz, ekrandaki nesnelerle doğrudan etkileşime geçmek, onlara dokunmak ve anında sonuç almak istiyoruz.

Generative UI'ın vaadi de tam olarak budur. Bize "Hizmetlerimiz şunlardır: A, B, C..." diye başlayan sıkıcı bir metin listesi sunmak yerine, "İşte Hizmetlerimiz" diyen tıklanabilir, görsel kartlar üretiyor. Bu, kullanıcıyı "dolaylı komut" veren pasif bir okuyucudan, "doğrudan eylem" alabilen aktif bir katılımcıya dönüştürüyor.

Kullanıcıya kontrol hissini geri veriyoruz. Bir karta tıkladığında anında bir pop-up açılması veya bir butona bastığında bir formun tetiklenmesi; bunlar, "Anlaşıldı." diyen metinsel bir cevaptan kıyaslanamayacak kadar güçlü bir geri bildirim ve tatmin duygusu yaratır.

Tasarım gurusu Steve Krug'un yıllar önce dediği gibi: "Beni Düşündürme."

Generative UI'ın bize sunduğu şey tam da bu: Daha az okumak, daha az düşünmek, daha çok yapmak. Yapay zeka, sadece bir "bilgi kaynağı" olmaktan çıkıp, bizim için anlık arayüzler üreten, görevlerimizi tamamlayan gerçek bir "interaktif eylem ortağı" haline gelecek.

Gelecek, metin yığınlarında değil, bu akıllı ve üretken arayüzlerde şekillenecek.

Yapay Zekanın 'Sohbet' Takıntısı Bitiyor: Gelecek 'Generative UI' ile Şekillenecek | Beta Space Studio